Ara
Konular
Welcome to Ercis.net
Ana
Sayfa
Erciş
Kürsüsü
Fotoğraf
Galerileri
Haber
Arşivi
Haber
Gönder
Hesabınız Oyunlar Tavsiye
Et
İletisim Ziyaretçi
Defteri
Seçenekler
· Ana Sayfa
· Erciş Sözlüğü
· Forum: Erciş Kürsüsü
· Fotoğraf Galerisi - Yeni
· Haber Arşivi
· Haber Gönder
· Hesabınız
· Konular
· Oyunlar
· Tavsiye Et
· Top 10
· video
· İletisim
· Ziyaretçi Defteri
· Önerilen Kısa Yollar
Sitemizdeki Bölümler
· Erciş Türküleri
· Erciş`e Nasıl Gidilir
· Erciş`te Güzellikler
· Genel Bilgiler
· Kentimiz Erciş
· Konaklama
· Kültür - Sanat
· Tarihçe
· Yabancı Gözüyle Erciş
· Yaşam
· İdari Yapı
· Sitemizin ilkeleri
Linkler; Sunumlar
Kent Portalları

Sanal Van Müzesi
Çevre

Mini Sözlük
Ercis siteleri
Sanal Erciş Müzesi

Sanal Erciş Müzesi

VELİ DAYI NE DİYOR?
Kardeş Sözlükler
  

11 EYLÜL VE DÜNYANIN GELECEĞİ - Eyüp Altun
Tarih: 13.09.2009 Saat: 03:43

1990’da başlayan dağılma sürecinde Sovyetler Birliği ve ona yakın sosyalist ülkeler derin bir altüst oluştan geçti. Ekonomik ve sosyal doku paramparça oldu. Yolunu kaybetmiş bu ülkeler dönüşümün yaşandığı birkaç yılda milyonlarca insanı sokağa bıraktı. İşini kaybeden yüz binler sağa sola savrulurken, özellikle kadınlar vücutlarını satarak ayakta kalmaya çalıştılar. Nataşa nitelemesi o yıllardan kalma bir kavram olarak belleklerde yer etti. Ve yine, insanlar kitap okuyan hayat kadınlarına ilk kez o yıllarda tanık oldular.

Eski sosyalist ülkelerde ekonominin dibe vurduğu ve derin bir toplumsal sarsıntının yaşandığı yıllarda kapitalist ülkeler kendi sosyo-ekonomik sistemlerinin insanlık tarihinin doğal akışı içinde yegâne kalıcı bir model olduğunu ilan etmeye başladılar. Aslında bu erken gelen bir sevinç gösterisiydi. Nitekim onbeş yıl sonra kapitalizmin ipliği pazara çıktı. 11 Eylül’de ikiz kulelerin vurulmasıyla askeri üstünlüğü tartışılan ABD ve AB ülkelerinin, yaşanan son krizle birlikte insanlık için hiç de kalıcı bir model olmadıkları anlaşıldı.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ekonomilerindeki kalkınma hızı şimdilerde sıfırın altında rakamlarla ifade edilmekte. Asya ülkelerinin kendileriyle olan ticaretinin kesilmesi durumda tamamen yıkılacağını bilen bu ülkeler ticari ilişkinin kopmaması için yoğun bir diplomasi yürütmektedirler. Daha 2000’li yılların başında Japonya’ya bir gezi düzenleyen Bil Clinton bu ülkenin kur ayarlaması yapmaması için baskı uygulamıştı. Devalüasyonla (kur ayarlaması) birlikte ucuzlayan Japon otomobillerin karşısında tutunamayacağını bildiği ABD kökenli firmaları kurtarmak için başkan Clinton bir dizi görüşme yapmıştı. Bu günlerde ise yine, Çin sermayesinin ABD’ye yatırım yapmaktan vazgeçmemesi için Obama hükümetinin dışişleri bakanı Bayan Clinton olağanüstü bir çaba sarf ediyor.

Bu arada küresel kapitalist sistemin insanlık için vereceklerinin tükendiğini irili ufaklı birçok ülke görebilmekte ve ekonomik planlarını Asya’yı dikkate alarak gözden geçirmektedirler.

Dünya kaynaklarının %80’nini denetleyen ve tüketen eskimiş emperyalist devletler, kalan büyük çoğunluğa bu nimetlerin sadece %20’siyle idare etmeyi dayatma alışkanlığından artık vaz geçmeleri gerekmektedir. Kaldı ki bu durumu daha fazla devam ettiremeyeceklerini artık kendileri de görmekte ve kapitalist ekonomik modelin insanlığın gündeminden yakın bir zamanda kalkacağını yine bu ülke ekonomistleri rahatlıkla analiz edebilmektedirler. Fakat yapabileceklerinin sınırlı olduğunu görerek mümkün oldukça yıkılış sürecini uzun tutmaya dönük bir çabanın içine girecekleri muhakkak görünüyor.

Bu sırada gittikçe tükenen enerji ve hammadde kaynakları olgusu, küresel kapitalist güçlerin aralarındaki temel çelişkiyi belirleyen en önemli etkenlerden biri olmaya aday görünüyor. Hatta uluslararası siyasetin belkemiğini oluşturan bu faktör ilerde bir savaşın yaşanmasının da müsebbibi olabilir. Krize giren sistem kurtulmak için birinci ve ikinci dünya savaşlarını çıkardığı gibi yeni bir dünya savaşı çıkarmaktan başka bir seçenek kalmadığını düşünebilir!

Ayrıca geriden büyük bir atak yaparak gelen başka aktörler gelişmenin seyrini belirleyecek nitelikte bir çabanın içindeler. Büyüyen Çin ve Hindistan, toparlanan Rusya Federasyonu ve Asya’nın diğer ülkeleri, klasik kapitalist devletlerin pazar paylarını gün geçtikçe düşürmekte, hammadde ve enerjiye daha fazla ihtiyaç duyarak bu konudaki taleplerini uluslar arası siyasette karşı tarafa dayatmaktadırlar.

Krizdeki küresel sermaye ayakta kalabilmek için uzak Asya’yı bir yatırım alanı olarak gördüğünden bu ülkelere sermaye akışını durdurma gibi bir riski ise göze alamamaktadırlar. Yani bir tür bağımlılık söz konusudur. Daha seksen yıl önce sömürge olan Asya ülkeleri geçmişte kendilerini sömürenleri kontrol eder duruma gelmişlerdir. Afganistan ve Irak müdahalesi bile bu ülkeleri kurtarmaya yetmeyecek ve klasik kapitalist sistem, saltanatını kaybederek tarih sahnesinden çekilecektir.

Bütün göstergeler ve ekonomik veriler 11 Eylül’le başlayan iniş sürecinin önümüzdeki dönemde hızlanarak devam edeceği yönündedir.

EYYÜP ALTUN
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla
· Haber gönderen ercisli
Ömer Faruk Barutçu'dan ''Sigara'' şiiri

Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1

Mükemmel

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


"11 EYLÜL VE DÜNYANIN GELECEĞİ - Eyüp Altun" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.


Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Van Golu - Subhan Dagi


Powered by Copyright © UNITED-NUKE CMS. All Rights Reserved.