Ara
Konular
Welcome to Ercis.net
Ana
Sayfa
Erciş
Kürsüsü
Fotoğraf
Galerileri
Haber
Arşivi
Haber
Gönder
Hesabınız Oyunlar Tavsiye
Et
İletisim Ziyaretçi
Defteri
Seçenekler
· Ana Sayfa
· Erciş Sözlüğü
· Forum: Erciş Kürsüsü
· Fotoğraf Galerisi - Yeni
· Haber Arşivi
· Haber Gönder
· Hesabınız
· Konular
· Oyunlar
· Tavsiye Et
· Top 10
· video
· İletisim
· Ziyaretçi Defteri
· Önerilen Kısa Yollar
Sitemizdeki Bölümler
· Erciş Türküleri
· Erciş`e Nasıl Gidilir
· Erciş`te Güzellikler
· Genel Bilgiler
· Kentimiz Erciş
· Konaklama
· Kültür - Sanat
· Tarihçe
· Yabancı Gözüyle Erciş
· Yaşam
· İdari Yapı
· Sitemizin ilkeleri
Linkler; Sunumlar
Kent Portalları

Sanal Van Müzesi
Çevre

Mini Sözlük
Ercis siteleri
Sanal Erciş Müzesi

Sanal Erciş Müzesi

VELİ DAYI NE DİYOR?
Kardeş Sözlükler
  

Leş Kargaları - Eyyüp ALTUN
Tarih: 15.08.2009 Saat: 14:16

Tarihin kararsız kaldığı bazı zamanlar vardır. Bu tarihi anlarda insan eliyle yapılan müdahaleler bazen kararsızlıkların aşılmasında önemli işlevler yüklenmektedir. Örneğin Çanakkale’de 250 bin gencecik beden kurşunlara kendini siper etmeseydi Ekim Devrimi başarıya ulaşabilir miydi? Fransız ve Britanya savaş gemileri boğazları aşabilseydi çarlık rejimiyle mücadeleye tutuşan Lenin’in ne derece şansı olabilirdi?

Sovyet devriminin kapitalist Avrupa’ya kafa tutarak başarıya ulaşması, ardından Türkiye Kurtuluş Savaşını tetikledi. Rusya’da başarıya ulaşan sosyalist devrim ve Anadolu’daki Cumhuriyet Devrimi ezilen uluslara sömürgeciliğe karşı mücadelede ayağa kalkma cesareti aşıladı. Böylece 1920’lerde başlayan ulusal kurtuluş savaşlarıyla dünyanın siyasi çehresi değişti. Ekim devriminin rüzgârını arkasına alan mazlum milletler Asya’dan, Afrika’dan ve Latin Amerika’dan klasik sömürgeciliği önemli oranda söküp attı. 20. yüzyılın başlarında dünya on beş-yirmi devletten oluşurken (ki bunların on tanesi sömürgeci devletti) bu sayı 1970’lerin sonuna gelindiğinde 200’ü bulmuştu. Mazlum toplumların sömürgeciliğe karşı yürüttüğü bu mücadelelerin büyük çoğunluğunda sosyalizm düşüncesine sahip partiler veya örgütler başı çekiyordu. Bu mücadelelerin başarıya ulaşamadığı ülkelerde de yine bu düşünce sahipleri fikir hürriyeti, emekçilerin ve yoksul köylülerin kısacası ezilen bütün kesimlerin çıkarları uğruna büyük bedeller ödediler. Demokrasi ve çağdaş değerler uğruna toprağa düşenler ilk onlar oldu. Bugün ise liberaller yaratılan bu destansı mücadelenin üzerine leş kargaları gibi abanıyorlar. Bunu yaparken de ezilenler adına batı değerlerini bu topraklarda hâkim kılma gibi sinsi bir planla hareket ediyorlar. Dünyanın çarkına çomak sokan Avrupa’yı büyük kurtuluş olarak sunuyorlar. O Avrupa değil mi ki Afrika’yı, Latin Amerika’yı ve Asya’yı talan eden (Afrika’daki devasa filleri bile iki diş uğruna öldürmekten çekinmemişlerdi.) O batı değil mi ki (özellikle ABD) yirminci yüzyıl içindeki birçok askeri darbenin planlayıcısı olmuştu. Bugün Afrika’nın ve Latin Amerika’nın yoksulluğunun baş müsebbibinin onlar olduğunu biliyor muyuz? Evet, birçoğumuz bunu bilmiyoruz; çünkü bunlar bize unutturuluyor. Bana bir tek liberalin Avrupa’nın kirli tarihinden söz ettiğini söyleyebilir misiniz? Emperyalizmin hedefinde bulunan ülkelerdeki liberal aydınlar ne gariptir ki o emperyal ülkelerin modellerini kurtuluş reçetesi olarak göstermektedirler. Bugün ise aynı kesimler cumhuriyetle gelen bazı değerlerin korunması hassasiyetini darbe severlik olarak algılamaktadır. Hiç kuşkusuz batıya rağmen batı değerleriyle kurulan cumhuriyet, hatta onun da ilerisine geçmeyi amaçlayan kendi çağının en ileri toplumsal modelini yarattı. Laikliğin, bu cumhuriyetin Türkiye toplumuna kazandırdığı en önemli çağdaş değerlerden biri olduğunu uluslararası birçok siyaset bilimcisi ve tarihçi teslim etmektedir aslında. Ne var ki geleceğin aydınlık toplumunu kurmak için üzerine basarak yükselebileceğimiz ve cumhuriyetin belki de en önemli tarihi kazanımı olan bu değeri savunmak günümüz liberal aydınları tarafından küçümsenmektedir. Aynı zamanda bu kesimler toplumsal evrilmenin en önemli dönemeçlerinden olan bu kavramın altının oyulduğunu yine tarihi bir aymazlıkla görmezden gelmektedirler. Yaşar Kemal, Atatürk’ün çağının en büyük reformisti olduğunu söyler. Günümüzde bile krallıkların ve ömür boyu süren devlet başkanlıklarının devam ettiğini düşünürsek Yaşar Kemal’in bu tespitinde ne derece haklı olduğunu anlarız. Kaldı ki geleceğin aydınlık projelerini oluştururken dinsel doğmaları yerle bir etmiş bir kavramı hassasiyetle savunmak aydınların birinci görevi olması gerekmez mi? Ortaçağın ve dinci aristokrasinin yıkılışı laik mücadele anlayışlarının kuvvet kazanmasıyla olmadı mı? Tarihin en çağdaş kazanımını geriye götürerek aydınlık bir gelecek ve toplum yaratma düşüncesi, tarihin çoktan çöplüğüne gönderdiği çürümüş bir anlayıştır. Bu geriye gidişi özgür toplum yaratma iddiasında bulunanların savunması ne hazin bir olaydır. Sonuç olarak Türkiye toplumunda tarihi bir kararsızlık yaşanmaktadır. Cumhuriyet devriminin bize kazandırdığı laikliği savunacak mıyız, savunmayacak mıyız? Kararsızlığın bazı durumlarda felaket getirdiğini bilmem söylemeye gerek var mı? Saygılarımla… Eyyüp ALTUN
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla
· Haber gönderen ercisli
Ömer Faruk Barutçu'dan ''Sigara'' şiiri

Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1

Mükemmel

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


"Leş Kargaları - Eyyüp ALTUN" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.


Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Van Golu - Subhan Dagi


Powered by Copyright © UNITED-NUKE CMS. All Rights Reserved.