Neredeyse bin yıldır Müslümanları taşımış olan ve son birkaç yüzyıl içinde Müslüman bir çoğunluğa sahip bir toprak parçasının, bugün bu inancı sanki yabancı bir ideoloji imiş gibi sorunsallaştırması açıklanmaya muhtaç. Bu durum Cumhuriyet’in ‘tahrip’ yeteneğini de ortaya koyuyor... Yeninin yaratılmasının eskinin yıkılmasını gerektirdiğine inananlar için bu durum belki de olması gerekeni ifade etmekte. Ama şikâyet edilen Müslümanlığın esas olarak söz konusu ‘tahrip’ sonrasında yaşanmış bir şekillenmeye tekabül ettiğinin de görülmesinde büyük yarar var.
Erciş'te Seçim / 1: Kahvehaneden İnsan Manzaraları - İsmet Tunç
Seçim havası günlük yaşama iyice sinmişken halkın nabzını tutmak için en iyi yöntemlerden biri kahvehanelere şöyle bir göz atmak, sağa sola kulak vermek ve tanımadığınız birinin masanızda oturup kırk yıllık siyasetçi edasıyla size nutuk çekmesini sabırla dinlemek olabilir. Bu yöntemle demokrasi anlayışımızın geldiği noktaya da bakabilmek mümkün. Malum, içinde bulunduğumuz kesim daha doğrusu yaşam biçimimiz sosyolojik bir olgu olan ikincil tür topluluklar kategorisinde yer alıyor. Yani bireyselden çok topluluk esasına göre iletişim kuruyoruz.
Van Çelebibağı Belediyesi Spor Kulübü atletlerinden 16 yaşındaki A.S’nin, ağabeyiyle kaçan akrabalarının kızı M.D’ye karşılık altı gün önce antrenmana giderken minibüslerle gelen şahıslar tarafından kaçırıldığı iddia edildi. Ancak M.D'nin "kaçırılmadım, kaçtım" dediği belirtiliyor.
Savaşın ağır havasına küçük bedenleriyle tanık olan Gazze’nin çocukları belki de ömürleri boyunca unutamayacakları bir dramı yaşıyorlar. Psikologlar küçük bir çocuğa yapılacak en ufak bir müdahalenin çocuk tarafından unutulmadığını ve çocuğun bu olumsuz etkiyi uzun yıllar üzerinde hissettiğini söylemekteler.
Gazze’nin çocukları ise psikolojik kuramların çok ötesinde dramları yaşamaktalar. Bırakın bir olumsuzluğu, bir günde yaşadıkları sayısız dram hafızalarında yer edinmiş, belki de uykularına kâbus olarak çökmekte.
Turvan Otel yetkilileri dikkatine göndermiş olduğum yazı aşağıdadır.
Bu otel sizin sitenizde 3 yıldızlı olarak gösterilmektedir, ancak turizm bakanlığında böyle bir kayıt yoktur. Böyle bir aldatmacaya sizin sitenizde yer vermemeniz gerekmektedir.
14/01/2009
Ercis.net'in notu: Otel yetkililerinin konu ile ilgili olarak bize gönderdikleri yazı da aşağıda yer almaktadır. İlgililerin dikkatine....
Kulaklarımda çınlıyor
Filistinli kızın çığlıkları
Uridu Ebi! Uridu Ebi! Uridu Ebi!
Yüreğime, beynime çakılıyor
Kör bıçak gibi, paslı çivi gibi
Babamı istiyorum diyor
Çok şey mi istiyor
Hakkı yok mu buna her çocuk gibi"
maske bildirdi: "NUH'un Gemisi ne Cudi'dedir ne de Ağrı Dağı'nda, çünki oralarda gemiye ait her hangi bir işaret yoktur. NUN''un Gemisi sökülüp bir mağaranın meydanına doldurulup üstü kapatılmıştır.
"
Murat Bardakçı tarafından hazırlanan "Talat Paşa'nın anıları" Milliyet yayınları arasında çıktı. Ermeni Tehciri'nin mimarı ve yöneticisi olan bu İttihatçı devlet adamına göre 1915 yılında bir milyona yakın Ermeni yerinden yurdundan edilmiş... Murat Belge ise bu kitabı yorumluyor. İlginç bulacaksınız....
Gazze için daha ne yazılabilir bilmiyorum. Orada hem öldürülen, hem de öldürenin yerine kolaylıkla koyabilirim kendimi çünkü. Hissettiğim insan uygarlığına karşı duyduğum Sartre’vari bir bulantı sadece. Kendimin de içinde olduğu bir uygarlığa karşı duyduğum tiksinti, her gün gazetede Gazze’den gelen fotoğrafların hangisini kullanacağımıza karar vermeye çalıştığımız anda kendime yöneliyor ve her şeyimle “kapanmak” istiyorum. Düğmemi kapatmak ve beni kozasında büyüten bu uygarlıkla tüm ilişkimi kesmek istiyorum. Mümkün mü? Değil? Bu hisler nasıl hisler? Tabii ki bencilce. İsyanının, haksızlığa tepkisinin merkezine yine kendini koyan o y(c)üce insan! O benim, o sizsiniz. Gazze’de ölen ve öldürenin ben ve siz olduğumuz gibi...
Erciş’te son yıllarda güzel olaylar cereyan etmekte. Saklı kalan kültürel değerlerin gün yüzüne çıkarılması için yeni bir faaliyet başlatıldı. Öğretmen ve ortaöğretim öğrencilerinin katılımı esas alınarak düzenlenen yarışmanın ana teması henüz derlenmemiş hikâye, efsane ve masalları topluma kazandırmak. Sözlü kültürün unutulmaya başlandığı zamanımızda annelerden dinlenen masalları, efsaneleri ve hikâyeleri belki ileriki kuşak dinleyemeyecek. İnsanların televizyondan önce ve televizyondan sonra olarak iki kategoriye ayrılabilecek yaşam şekilleri halkbilim açısından önemli bir kırılma noktasına işaret etmektedir.
Ulupamir'de Sosyo-Kültürel Yaşam ve Toplumsal Değişme
Ulupamir, Erciş'e 32 km uzaklıkta, verimli bir tarım ve otlak alanı olan Altındere Harası olarak bilinen sınırlar içerisinde kurulmuş bir Kırgız köyü. Uzun yılar süren savaşlar ve göçebelikten sonra Afganistan, Pakistan ve Türkiye’de son bulan bir yerleşim macerası yaşamışlar. Kenan Evren’nin cumhurbaşkanlığı döneminde iltica talebinde bulunmuşlar ve önlerinde bulunan Alaska seçeneğine rağmen daha çok dini ve etnik kaygılardan dolayı ABD yerine Türkiye’nin onayını kabul etmişler. Bir kısımları Malatya’ya yerleşirken, bir kısımları ilkin Van merkeze bağlı Karagündüz Köyü’ne daha sonra kendileri için yaptırılan konutlar tamamlanınca da Erciş’e yerleşmişler. Köylerinin adı da geldikleri yer olan Pamir’den esinlenerek Ulupamir koymuşlar.
İsrail'in Gazze'ye karşı giriştiği katliamı İsrail lehine kısmen de olsa "meşrulaştırabilecek" tek şey, "İsrail katliama girişti, ama Hamas da tahrik etti" demektir. Bu, İsrail'in su ve hava kadar muhtaç olduğu desteği ona sağlar. Gerçek bu mu?
Değil Hamas, askerî güç ve diplomatik destek bakımından bütün Arapların İsrail karşısında dişe dokunur bir varlığından söz edilemez. Son 8 senede bu "tahrik unsuru füzeler"le Filistinliler 20 İsrailliyi, İsrail ise 2004'ten bu yana yüzde 90'ı sivil olmak üzere 4 bin Filistinli öldürmüş.
İçinde acıma hissi olan, sevgi dolu, kardeşlik isteyen duyarlı insanların girişimi www.ozurdiliyorum.com nedeniyle devlet zevatı ve ezberlenmiş görüşü tekrarlayan halkımızın bu konudaki acımasız ya da kafası karışık, insancıl olmaya çalışan ama milliyetçiliğin etkisinden kurtulamayan tavırlarını gördük. Canan Arıtman'ın Cumhurbaşkanımıza yaklaşımı ise bu konunun en üst noktasıydı.
Canan Arıtman'ın, toplumun belirli bir kesiminin, hatta iyi niyetli olanlarının da önemlice bir bölümünün kafasının ardındaki düşünceleri açığa vurduğunu biliyoruz. Acı olan da bu zaten. Ama gerçek olan da bu. Kendimizi aldatmanın alemi yok. Ortalama böyle bakıyor. Mesele bunun değişip değişmeyeceği...Bu değişimi isteyip istemediğimiz...
Milliyet'te dün çıkan bir yazı çok çarpıcıydı. Okurken göz yaşlarımızı tutamadık. Benzeri acıları kendi dedelerimizin, ninelerimizin yaşadığını zaten biliyorduk ama bizim sorunumuz, "öteki"nin acısını bilmemek, söylenince de biraz temkinli davranmaktı.
Mlliyet'ten Devrim Sevimay bu özür kampanyası üstüne ülkemizdeki Ermeni yurttaşlarımızın ne düşündüğünü merak ediyor ve şöyle diyor: "... Bizim Ermeniler? Onlar ne düşünüyor duyduk mu? Sevindiler mi, incindiler mi, yoksa beyhude mi buldular? Ne biliyoruz onların hisleriyle ilgili? Sanki biraz kendimiz çalıp kendimiz söylüyoruz gibi bir hava yok mu sizce de? Bu işte bir tuhaflık yok mu?
Var. Bu işte bir tuhaflık var. Ama doğrusu varolduğunu biz de ancak “Bir Ermeni ne düşünüyordur?” diye sorduğumuzda anladık.
Canavan Sohbetler'de Ercişli Bir Göl Çocuğu: Ali Dağer
CanaVan Sohbetler dizisinin bu haftaki konuğu Ali Dağer. “Ercişli bir göl çocuğu; kendini fotoğrafa adamış. Çektiği muhteşem fotoğraflarla yöreyi Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmaktadır; flamingolar ve inci kefalini en iyi fotoğraflayan fotoğrafçıdır. “Yahu sen ne yaparsın" diyenlerin alakasız tavırlarına aldırmadan her anını fotoğrafın ölümsüzlüğünü yakalamaya adamış. Erciş ve göl diyarının saygıyı gerçekten hak eden değerini; Ali Dağer’i İsmet Tunç’un yaptığı söyleşiyle daha yakından tanıyalım.” (İ. Mısırlıoğlu)
BAGER bildirdi: "Mem ve Zin aşk destanının, Kürtler ve diğer kardeş halklar için değerinin tam bilinmesi gerektiğini düşünerek, hem orijinal olan Kürtçe'sinin hem de Türkçe çevirisinin özetini sizlerle paylaşmak istedim.
Keşke her iki dile de hakim bir erciş net çalışanı olsaydı da, eserin tümünü buraya aktarabilseydi. Hatta bir Kürtçe forum da oluşturulsaydı ve konunun üstüne güzel güzel konuşabilseydik. Emrah ile Selvi destanı ne kadar bu toprağın malıysa, bir göl çocuğu olan Ehmedê Xanî'nin Mem U Zin destanı da o kadar buralıdır. Birgün bu umudum gerçekleşirse, ki buna da yürekten inanıyorum, böylece iki halk birbirini, benzeşen ve farklı olan yöndeki güzellikleriyle, ortak ve ayrı renkleriyle daha iyi tanıyabilir, birlikte yaşama azmini kuvvetlendirebilir. Aşk ve edebiyat belki bölgemize adalet, barış, kültürlere karşılıklı saygı ve mutluluk gelmesini kolaylaştırır, sürece destek olur. Saygılarımla... "
Ercişlilerin Ortak Eseri: "Her Yönüyle Erciş Gazetesi" - İsmet Tunç
Elimde bakınca gözlerinizin ışıl ışıl olacağı türden bir arşiv var, bir kültür hizmeti. Kaymakamı, okul müdürü, belediye başkanı, öğretmeni, sanatçısı, ozanı, vatandaşı el ele vermiş bir gazete çıkarmış. Erciş’in ilk renkli gazetesi, ayda bir yayımlanmış. İçinde neler var neler; birçok eğitimci simayı bulmak mümkün. Şiirler, köy incelemeleri, ozanlar, doktorlar, belediye başkanları, gazetecisi, fotoğraf sanatçısı ve en önemlisi de tamamına yakını yerel habere ayrılmış bir gazete. Sevgili Selahattin Koşar hocamdan aldığım bu arşivi incelerken aklımı sürekli meşgul eden bir soruya da cevap bulmuş oldum: “Neden bugün Erciş’te insanı (okur-yazar kesimini) mutlu etmeyen bir hava var?” Bu sorudan sonra şu cevabı verdim kendi kendime: “çünkü kültürel olgu/lar kesintiye uğrayınca yerini başka bir kültürel olgu/lar alır. Yeni bir anlayış başka tip insan modelini oluşturur, bu nedenle birbirine benzeyen insanların meydana geldiği bir toplumda da farklılık olmaz.”
Van'da çılgın bir Karadenizli mucit: Dursun Beytaçoğlu
Trabzon’dan gelerek Van’ın Emek Köyü’ne yerleşen ve bölgede “Mucit Dursun” diye tanınan Dursun Beytaçoğlu’nun icatlarını Vanlılar ilgiyle izliyor. Eline geçirdiği jeneratör motorundan tek kişilik helikopter yapan Beytaçoğlu, inmeyi hesaba katmayınca köyün üstüne düştü. Kazadan sonra uçmaktan vazgeçen mucit Dursun, bu kez “su çıkmaz” denilen arazide 63 metre derinlikte su buldu.
Adilcevazlı ve Ercişlilerin de yakından tanıdığı rahmetli "İcatçı" Malla Bro'yu, onun yaptığı benzeri helikopteri, özel dizayn deniz araçlarını, çeltik ayıklama makinasını anımsayanlar, Taraf gazetesinde çıkan Karadenizli "Mucit Dursun"un Emek köyü'ndeki öyküsünü de ilgiyle izleyeceklerdir.
Göl diyarının havası, suyu galiba etkili oluyor ama biz mucitlerimizle "De get yau, icat çıkarma başımıza!" diyerek dalga geçmeyi tercih ediyoruz ve onları yaptıkları işten soğutuyoruz, tarihin karanlığına atıyoruz. Onları yaşatmanın bir yolunu bulabilmemiz dileğiyle...İ. Mısırlığlu
Türklerin de Ermenilerin de iyileşmek için bu özüre ihtiyacı var!
1915 yılındaki Ermeni Tehciri'nin acı sonuçlarının yıllardır üzerinin kapatılması ve topluma tam tersinden anlatılması nedeniyle yıllardır toplumumuzun yaşadığı travmaya son vermek için bir grup aydının öncülüğünde bir kampanya başlatıldı. Kampanyanın web sitesinin adı: http://www.ozurdiliyoruz.com
Bu kampanya da geçmişte tartışılan (Hepimiz Ermeniyiz, Ergenekon Davası ve 2008 Cumhurbaşkanlığı seçimleri vd.) bir çok konu gibi toplumu ve içindeki en küçük birimleri bile yine neredeyse ortadan ikiye böldü. Umarız her şeye rağmen sağlıklı bir tartışma yürür ve 80 yıllık sistemin eğitim kurumlarından torna usulü yetişmiş beyinlerce yayılan ulusalcılık gazı ve her gün dağıtılan milliyetçi gözlüklerin etkisiyle, empati denen şey hiç olmazsa unutulmaz.
Bir süre önce Sona adıyla tarihi bir roman yayımlandı. Eyyüp Altun, aslen Karslı, ama uzun zamandır Erciş’te ikamet ediyor; aynı zamanda diş teknisyeni… Nereden esmişse roman yazmış; hem de başına “tarih” sözcüğü gelince bir yerine iki kere düşünmemiz gereken bir konuya; tarihi bir olaya el atmış. İyi ki yazmış; zira Ermeni meselesinin birinci gündem maddesi olma özelliğini her daim sürdürdüğü ülkemizde Sona’yı okumak kendimize yapacağımız en büyük iyiliklerden biri olmalı.
Kültür Aktarımdır! Zirvede Bir Ercişli: Ünal Zorer
Erciş'imizin kültürel ve sanatsal yönden bir atılım yapması için tez elden bir seferberlik gerekiyor. Bu bağlamda, ilçemizde öncelikle bir kültür sanat evi oluşturulması yaşamsal. Ercis.Net olarak konunun peşinde olacağız. Yeni başlattığımız CanaVan Sohbetler dizisinde ise çok sayıda göl çocuğu ile yapılmış söyleşiler var. Ercişli sanatçılarımızla da bu çerçeve içinde röportajlar yapacağız. Ercis.Net, Ercişli sanatçılarla röportajlarının ilkini, 2005’te ilçemizin adını tüm Türkiye’ye duyurmuş genç türkücü Ünal Zorer ile yapıyor. Söyleşiyi yapan: Cihat Albayrak